Reklam
Reklam

Bismillah

İshak Aşar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 3 makalesi bulunuyor.

Er-Rahman, Er-Rahîm olan Allah’ın adıyla… Ki O benim Rabbimdir!

Karşılaşma yazımı benim şahsımda derin anlamları olan bir konuya ayırmak istiyor, bundan sonraki yazılarımda da bu minvalde arayışlarımı, eğitime bakışımı, mesleğime yaklaşımımı, anlayışımı, teknolojik serüvenimi paylaşmak niyetiyle sahnedeki yerimi almak istiyorum. Biraz uzun bir yazı olacak, şimdiden affınıza sığınıyorum.

Şüphesiz ki Allah (cc) yeryüzünde yaşama imkânı verdiği insanoğluna son gönderdiği ilâhî kelimelerinde pek çok ilmin anahtarını vermekte, pek çok konuda onu eğitmekte, yine sayısız örnekler sunmakta, dersler aktarmakta, insanca yaşama dair ipuçları sunmaktadır.

Bunlardan biri de ilk indirilen/bildirilen ayetler olarak bilinen Alak Suresinin ilk ayetleridir.
Cebrail (as), Allah’tan (cc) getirdiği kelimeleri Hz. Peygambere (sas) bildirirken “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” demiştir ilk olarak. Ve bu ayet beni çok düşündürmüştür. Bir dert sahibi olarak sizlerle birlikte vahyin ilk ayeti üzerine biraz düşünmek, düşündüklerimi paylaşmak isterim.

“Oku!” emri vardır ilk ayetin başında. Herkesçe malum “Oku!”. Peki, okumak sadece kâğıt veya benzer işlevi gören bir nesne üzerinde yazılı/basılı bir şeyi görmek, harfler yardımıyla seslendirmek ya da üstünkörü okuyup geçmek midir acaba gerçekten? İlim tahsil etmek midir ya da sadece? Her yazılı şey girer mi bu emrin çerçevesine? Ya da bu emir sadece okumakla mı sınırlıdır? Yoksa “Oku!” emri sadece bir başlangıç, bir örnek midir?

Diğer ayetlerle birlikte düşündüğümde şöyle bir kanaat hasıl oluyor bende… Burada bir fiil/eylem/hareket/davranış/iş/söz var. Bu söz, bu ayet özelinde “Oku!” olarak ifade edilmiş gibi sanki… Rahatlıkla buraya, “yap/bak/söyle/düşün/anlat/yaz” gibi emirler de gelebilirdi. Belki de Rabb (cc), bize iş ve davranışların başlangıç düzeyini işaret ediyor. En basitiyle “Oku!” emriyle örneklendiriyor. En azından ben öyle olabileceğini düşünüyorum. Kendi hayatımda bu emri en genel anlamıyla anlayıp, uygulamaya çalışıyorum.

Gelelim ayetin bana göre/bir eğitimci gözüyle dikkat çekici diğer bir vurgusuna…

Allah’ın Rabb (cc) ismi geçer ayetin devamında… Yaratan Rabbinin (cc) adıyla…

Ne demektir peki Rabb (cc)?
Sözlükte “bir şeyi yetkinlik noktasına varıncaya kadar kademe kademe inşa edip geliştirmek” mânası verilir genellikle Rabb (cc) ismine… Bu ayette Rabb (cc) ifadesi yaratmak/Halik ismiyle de birlikte kullanılmıştır. Hem mükemmel şekilde yaratan hem de terbiye edici demektir diğer bir ifadesiyle… Eğitici…

Yaratmak anlamındaki mükemmellik şöyle dursun, ki o sadece Allah’a mahsustur. Mesleğim itibariyle Rabb (cc) ifadesindeki terbiye edicilik, rehberlik anlamı üzerine biraz daha derinlemesine düşünmek gerektiğine inanıyorum…

Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde Kur’an’ın rehber olduğu ifade edilmekte, doğruya ulaştırıcı, hidayet kaynağı, tasdik edici olduğu, müjde ve uyarı içerdiği vurgulanmaktadır. Yine benzer vurgu peygamberler için de yapılmaktadır.

Gelin birlikte düşünelim. Allah, insanı en mükemmel şekilde yaratmış, bilmediklerini öğretmiş, fıtrat adını verdiğimiz yaratılıştan gelen insanî yönümüze pek çok karakteristik özellikler kodlamıştır. İnsanı ve insan neslini dünya üzerinde eğiterek yetkinlik noktasına varıncaya kadar kademe kademe inşa edip geliştirmek için Kur’an-ı Kerim’i ve Kur’an’la eğittiği elçisi Hz. Muhammed’i (sas) görevlendirmiştir. Hz. Muhammed (sas) de “Cahiliyye” çağı adını verdiğimiz bir çağda, “Asr-ı saadet” olarak isimlendirilen bir çağa dönüşümü, yirmi üç yıl gibi kısa sayılabilecek bir zaman diliminde gerçekleştirebilmiştir.

Günümüzde biz de eğitim yaptığımızı söylemekte, eğitimi tarif ederken “bir insanın; duygusal, zihinsel ve bedensel olarak sahip olduğu istidatları belirlenen amaç doğrultusunda geliştirerek istendik davranışlar meydana getirmek” vurgusu yapıyoruz. Ancak ne kadar istendik davranışlar meydana getirebiliyor ne kadar kazanılmış yanlış alışkanlıkları değiştirebiliyoruz?

Bu soruya herkesin kendince vereceği olumlu veya olumsuz cevabı vardır. Ancak benim cevabım “pek de değil” oluyor maalesef… Neden? Niçin? Diye sorduğumda ise kendime şu cevaplar dökülüyor zihnimden dilime…

Galiba, yaratan Rabbin adıyla işimize başlamayı ihmal ediyoruz.

Galiba, Allah’ın hidayet rehberi olarak isimlendirdiği Kur’an’ı en temel eğitim materyalimiz olarak görüp istifade etmeye, anlamaya, anladığımız kadarıyla da yaşamaya çalışmıyoruz.

Galiba, Allah’ın rahmet elçisi olarak isimlendirdiği, yaşayan Kur’an olan Hz. Peygamberin hayatını anlamak, oradan dersler edinmek, onun öğüt ve tavsiyelerini hayatımıza yansıtmak için çaba sarf etmiyoruz…

Galiba, işimizi peygamber mesleği olarak görmüyor, onun katlandığı sıkıntıların binde birine bile katlanmaya tahammül edemiyor, kolaycılığa, hazırcılığa kaçıyoruz…

Galiba devletin vermiş olduğu her hakkı helal kabul edip, devletin vermiş olduğu görev ve yükümlülükleri yerine getirince Allah’ın (cc) vermiş olduğu görev ve yükümlülüğümüzü de yapmış sayıyoruz kendimizce…

Daha pek çok eksiğimiz var dillendiremediğim belki de… Önce hatalarımızı düzelterek başlamalıyız bence işe… Kendimizi düzelterek… Vicdanımızı imanımıza teslim ederek…

Bu yetecek mi tek başına, Hayır! Ne yapacağız? Nasıl yapacağız peki?

En mükemmel şekilde yaratan, rızıklarıyla yaşatan, her zerremize kadar fıtratımıza istidatlarımızı ilmek ilmek dokuyan, nakış nakış işleyen, olgunlaşana kadar geliştirmeye devam eden Allah’ın (cc) öğrettiklerine, rehberlerine kulak vereceğiz. O’nun tedrisatından geçerek kemale ermeye çabalayacağız.

O’nun (cc) adıyla okuyup okutacağız. “BismillahirRahmanirRahim” diyerek doğru anlamaya çabalayıp doğru anlatacağız. Doğrusunu öğrenip öğreteceğiz. Hakkı bilip bildireceğiz. Eğip bükmeden, gerçekleri yazıp çizeceğiz.

Yaptığımız işi sadece para kazanmak için değil, Allah (cc) rızası için yapacağız.

Üstlendiğimiz öğreticilik vasfını sadece okul adı verilen dört duvar arasındaki binalarda değil, Allah’ın terbiyesine ihtiyaç duyan insanın bulunduğu tüm mekanlarda yapacağız. Sokakta, trafikte, evde, parkta, bahçede, seyahatte, sosyal medyada, yazılı ve görsel basın-yayın organlarında… Her yerde yapacağız.

Herkesin istidadına göre yapacağız, herkesin anlayacağı dilden anlatacağız. Herkesin baktığı pencereden göstereceğiz. Herkese ihtiyacı kadar vereceğiz. Alıştırma süreçlerini doğru tetkik edeceğiz. Yaşam temelli, çok yönlü, ihtiyaç odaklı Rabbani eğitim metodundan istifade edeceğiz.

Rahmet elçisinin samimiyetini, şefkatini, merhametini, hüsn-ü niyetini, Rabbine teslimiyetini aklımızdan çıkarmayacağız. Sabrı, tahammülü, ilgiyi, sevgiyi, kolaylaştırmayı, müjdelemeyi ihmal etmeyeceğiz.

Bizler de birer elçiyiz, bizden sonra gelen nesillere rehberlik edeceğiz. İyiye güzele yöneltip, kötülükten alıkoymaya gayret edeceğiz. Hakkı ve sabrı tavsiye edip, salih amellere yönlendireceğiz.

İman ettiğimizi söylüyoruz ya… İşin özü, iman ettiği gibi yaşayan insan olacak, insanlığın imanına vesile olmak için ter dökecek, emek edecek, zihin yoracak, üretecek, vakit ayıracak, zahmete katlanacak, duacı olacağız. Gayret bizden, hidayet Rabbimdendir.

O (cc), bizleri bizden daha iyi bilen, aşama aşama kemale erdirendir.

O (cc), Rabbü’n-Nâs’dir

O (cc), Rabbü’l-Alemin’dir.

Esirgeyip koruyan, bağışlayıp merhamet eden Allah’ın adıyla…

Sağlıcakla, Allah’a (cc) emanet kalın…

YAZARIN SON YAZILARI
Bismillah - 27 Ocak 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ