MEB Teşkilat Yapısı ve Dikey Süreç Yönetimi

Murat Özyılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • Share on Freelyshout
  • Share on Google
  • Share on Linkedin
  • Share on VKontakte
  • Share on Tumblr
  • Share on Pinterest
  • Share on Whatsapp

Son günlerde Milli Eğitim’de köklü değişikliklere gidileceği  ile ilgili haberler gündemde yer almaktadır. Bu yazımda Milli Eğitim Bakanlığının teşkilat yapısının eğitim öğretime etkisi ile ilgili bazı noktalara değinmek ve çözüm önerisinde bulunmak istiyorum.

Ön Bilgi

Öncelikle ülkelerin idari yapılanmasında kadim kültürlerinin etkisi üzerinde biraz durmak gerekiyor. Türk toplumu tarih sahnesine çıktığı andan itibaren merkezi yönetimde örnek olmuş özellikle de askeri alanda onluk sistemini dünyaya kazandırmıştır.
Geçmişten bu yana kurulan devlet yapısında aynı şekilde merkezi yönetim anlayışı devam etmektedir. MEB özelinde de bakan, müsteşar, müsteşar yardımcıları, genel müdür ve daire başkanları şeklinde dikey bir yönetim şeması karşımıza çıkar. Üst politikalara bağlı amaç ve hedefler doğrultusunda her bir daire başkanı planlamalar yapar ve taşradaki idari amirler bu planları yürütürler. Bu yapılanma ülkemizin sosyokültürel ve ekonomik yapısı göz önünde bulundurulduğunda uygulamaya dönük olumlu bir çok yönü vardır. Edirne’ den Kars’a , İzmir’den Hakkari’ye kadar aynı müfredatın ve eğitim politikalarının uygulanması milli birlik ve beraberliğin sağlanması açısından çok önem arz etmektedir.

Merkezi otoriteden uzak  devlet yapılanmalarında ise bölgesel şartlar göz önünde bulundurularak esnek ve kendilerine uygun bir model kendini göstermektedir. Her iki modele baktığımızda artı ve eksileri hakkında teorik fikir yürütmenin yanlış olduğu olgusundan hareketle resme biraz geniş açıdan bakmak gerekir. Her toplumun  sosyolojik ve demografik yapısına uygun bir model mutlaka bulunur. Türk toplumu açısından baktığımızda çok kültürlü bir yapı olmasına rağmen kültürlerin birbirleriyle entegrasyon süreci çok uzun yıllara dayanmaktadır. Uluslararası siyasete yön veren aktörlerin  terör ve ırkçılık temelli hamlelerine rağmen kültürlerin birbiriyle olan toplumsal  bağları, Türk toplumunun tek bir toplum refleksi göstermesini sağlamıştır. Buna göre Türkiye içerisinde var olan farklı kültür ve unsurlar toplumsal dokunun ayrışması için değil zenginleşmesine katkı sağlamıştır.

Milli Eğitim Teşkilat Yapısı / Olgu
Milli Eğitim Bakanlığı özeline dönecek olursak teşkilat şemasına baktığımızda (bkz. MEB Teşkilat Yapısı) bakanlığın değişik birimleri olduğunu ve merkezi bir görev dağılımı olduğunu görmekteyiz. Burada dikkati çeken en önemli nokta eğitim-öğretim süreçlerinin değişik müsteşar yardımcılarına bağlanmasıdır. Benim vurgulamak istediğim ana nokta tam da burasıdır. Çünkü burada sürece dayalı değil göreve dayalı bir yapılanma söz konusudur. Sürece dayalı yapılanmalarda  yapılacak iş ile ilgili görev paylaşımları merkeze alınırken; göreve dayalı yapılanmalarda ise sınırları belirli bir görev tanımı merkeze alınmaktadır.

Örneğin genel müdürlük ve daire başkanlıklarının yazdığı bir resmi  yazı önce illere sonra ilçelere en son da okullara yani en ücra bölgelere kadar ulaşır. Bu resmi yazının yol haritasında bakanlıktaki ve taşradaki diğer bölümler bulunmaz. Sadece ilgili bölüme gider ve ilgili bölüm de gereğini yapar.  Ancak eğitim politikası açısından hedeflere bu şeklide ulaşmak çok zordur. Çünkü yapılması planlanan her iş sadece kendi bölümü içerisinde çözülemez hatta çözülmemesi de gerekmektedir. İki örnek üzerinden giderek konuya açıklık getirmek istiyorum.

İlk olarak hemen hemen tüm seviyelerde yürütülen Değerler Eğitimi Projesi  üzerinde duralım. Genel Müdürlük düzeyinde Temel Eğitim, Din öğretimi, Mesleki ve Teknik Eğitim, Özel Eğitim ve Özel Öğretim Genel Müdürlükleri kendi görev tanımlarına göre öğrencilerin ahlaki açıdan gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla bir proje yapıyor olsun. Buna göre ana sınıfındaki bir öğrencinin ilkokul ve ortaokulda hangi kazanımları elde edeceği bunun ortaöğretim, din öğretimi veya mesleki ve teknik eğitim veren okullarda hatta özel eğitim ve özel öğretim kurumları için ne gibi hedefleri olacağı sorusuna değerler eğitimi açısından mevcut yapıya göre cevap verilemez. Çünkü bu süreçte proje ile ilgili iş bölümü yapılmamış,  yapılması ile ilgili  bir sistem kurgulanmamıştır.  Bu ve buna benzer ortak yürütülmesi gereken proje ve işlerde iş birliği olmazsa öğrencilerin ahlaki gelişimleri gibi önemli ve riskli bir alanda yapılan çalışmaların öğrencilere faydadan ziyade zararı olacaktır. Özellikle ortak yürütülmesi gereken işlerin proje mantığı ve sistemli bir süreç yönetiminden uzak yapılması, farklı eğitim öğretim kademelerinde aynı şeylerin tekrar etmesine neden olacak bu da öğrencilerde proje ile ilgili değersizleşme algısı yaratacaktır.

İkinci olarak da TEOG sonuçlarına göre öğrencilerin ortaöğretim kurumlarına yerleşmesi örneği üzerinden gidelim. Bu konu hangi müdürlüğün alanına girmektedir?  sorusu ile direk konuya giriş yapalım. Özel Eğitim ilgilenmeli ve bu konuda öğrencilere rehberlik faaliyeti yapmalıdır denilebilir. İlk akla bu gelebilir ancak her şeyden önce hangi lisenin hangi bölümü, dalı var güncel veriler nelerdir, temel eğitimde kaç öğrenci var bu verileri kim ve nasıl sağlayacak; hatta bu konuda resmi bir yazı var mı? Sorularına cevap vermek gerekmektedir. Mevcut yapılanma içerisinde bu zor, hatta imkansız görünüyor. Taşrada işler daha kolay olmasına rağmen bir bölüm TEOG yerleştirmesi ile ilgili il çapında yapılacak bir projeye ortak olmak istemezse kimse onu zorlayamaz. Bunların tamamı teşkilat yapısından kaynaklanan etkenlerdir.

Bakanlığın bu konuda dikey yolları var her yol bir alanda yukarıdan aşağıya doğru iniyor. Yan yollar görünüyor ama yan yollara geçmek için kavşaklar bulunmuyor. Somutlaştıracak olursak Özel Eğitim Genel Müdürlüğü diğer genel müdürlükleri ve başkanlıkları görebiliyor ama birbirine dokunamıyor; el ele verip bir proje yapamıyor. Çünkü ortak yürütülecek işler için yapısal bir kurgu yok. Teşkilat yapısı buna göre dizayn edilmediği için yapısal diyorum.

Çözüm Önerisi

Buraya kadar yapmış olduğumuz durum tespitinden sonra çözüme ortak olmak için öneride bulunmak gerekir.

Çözüm önerim: Bakanlığın tüm Eğitim Öğretim Genel Müdürlüklerini bir müsteşar yardımcısında Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Strateji Geliştirme Başkanlığını bir müsteşar yardımcısında diğerlerini de başka müsteşar yardımcısında toplamak olacaktır. Önerdiğim teşkilat şeması aşağıda yer almaktadır.

Her genel müdürlüğün ve başkanlığın sadece kendilerinin yürütecekleri işler ile ortak yürütülecek proje ve faaliyetler belirlenmeli ve bununla ilgili yasal düzenlemeler yapılmalıdır.  Bir proje için tüm sorumlular aynı masada olmalı ve ana sınıfından lise son sınıfa kadar bir öğrencinin gelişim süreci her yönüyle göz önünde bulundurularak plan yapılmalı, bu plan ve model çerçevesinde mevzuat düzenlenmeli, uygulama süreci içerisindeki farklı eğitim kurumları yönetim açısından birbirinden kopmamalıdır. Eğitim Öğretim için el ele vermeyen birimlerin öğrencinin hayatına olan etkisi aslından ülkenin geleceğine olan etkisidir. Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum.

Aşağıdaki linklerde Teşkilat Şeması ve süreç yönetimleri ile ilgili önerilere ait görseller yer almaktadır.

Görmek için tıklayın.

Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Yapısı Önerisi

Koordinasyon Şeması

Örnek Değerler Eğitimi Süreci

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ