Nurettin Topçu Işığında Maarif Davamız ve Dini Eğitimi

Zeynep Egi Var

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.
  • Share on Freelyshout
  • Share on Google
  • Share on Linkedin
  • Share on VKontakte
  • Share on Tumblr
  • Share on Pinterest
  • Share on Whatsapp

Son dönemlerde sıkça duyduğumuz öğrencisinden öğretmenine kadar sürekli tartışılan, gelişen ve değişen teknolojiye ayak uydurması beklenen ve sürekli yenilenen Din eğitimi . Oysa her eğitimin temel amacı bellidir tüm sistemlerde. Giren ve çıkan temeldir ve bu iki temeli oluşturanlar  arasındaki kalitedir dava. Din Eğitiminin temel davası ve düsturu basittir aslında! Önce nefsini sonra Rabbini tanıma.

İnsanlığın yaratılmasından beri davamız ortaktır aslında. Dava nedir peki? Dava şudur efendim; teknoloji gelişse de çağlar gelişse de amaç kaliteli insan yetiştirmek olmalı. Peki nasıl yetiştirilmeli kaliteli insan? Öncesinde kalite kavramı oluşturularak başlanmalı davaya. Öyleyse kalite nedir? bir tasarlayalım davamızda; gönül vermektir bu davaya, ufuk açmaktır yeni başlangıçlara ve bitişlere…. Duadır, Rahmana dilekçelenen bir mektup edası ile, sevdadır Yusuf edebi Yakup sabrı ile, mücadeledir İbrahim’ce çıkılan nefis ile savaşta…Canlı tutmaktır ruhu her zaman, Hacer’in bir zemzemle koca çölü canlandırdığı gibi aslında…İsmail’in eğdiği boyun gibi, vakurca boyun eğmektir davanın kurallarına. Talibin diz çökmesidir aliminin huzurunda, nasıl ki koskoca cihan sultanı Fatih’in hocasının huzuruna varıp diz çöktüğü hayada.. Uzak tutmaktır benliği, egoyu, Efendimizin (sav) çağlara seslenen edasıyla; ben kuru et yiyen bir kadının oğluyum benden korkmana gerek yok! diyen  adabıyla.

 

Öyleyse bu kalite tanımı başlığında toplayalım kaliteli insanı! Ne anlama gelmeli kaliteli insan?; kısaca yapılırsa tanımı; kendini cahillikten sıyırmış, önce vicdanını sonra beynini hakka ve halka adamış insan olmalı davasında. Peki bu kaliteyi insan nasıl kazanacak?; sadece eğitimle mi ya da sadece okulda öğretmen ile mi yoksa sadece aile terbiyesi ile mi? Tabiki de hiçbiri!!!Adanmışlık şuuru olmalı herşeyden önce bu dava uğruna! Öğrenme aşkı olmalı, öğretme aşkı olmalı, yanmalı öğrenci öğrenme yolunda, yanmalı öğretmen öğretme yolunda! Kendini davaya adamış öğretmenler olmalı, koşmalı davasının peşinden, üretmeli anlatacaklarını, yenilemeli her an kendini ,asıl öğretmen kendine olmalı aynı zamanda kendisinin talebesi de olmalı ki öğrenme ve öğretme aşkı hiç eksilmesin. Kendini evlatlarına adamış anne babalar olmalı, evlatlarına para kazanmanın anne baba olmak, için yeterli olmadığının farında olan, onlara huzuru öğretmeli, örnek olmayı, örnek almayı göstermeli, önemsemeli evlatlarını, gerekirse oynamalı evlatlarıyla, dünya telaşından kurtulup yuvasında huzuru aramalı ve bu huzuru yaşatmalı, aile olgusunu göstermeli çocuğuna cennetin anne ve baba duasıyla kazanılacağını bilmeli yavruları, aile kültürünü, aile olgusunu yaşatmalı çocuklarına anne baba. Kendini milletine adamış, düşünen sorgulayan üreten, ürettiklerini kullanan başarıyı yakalamış öğrenciler olmalı, kendini öğrenciye adamış sadece 4 duvardan ibaret olmayan ama sağlam direklerinin varlığını her zaman hissedeceğimiz okullar olmalı.

 

Dört duvar arasına sıkıştırılmadan kurtarılmalı din eğitimi. Her yer, her olay her durum eğitim olabilmeli. Bir dağ başında bir kayada otururken öğrenmeli öğrenci, içine çekmeli mis gibi dağ havasını, güneşin ışıkları vurmalı yüzüne, kısmalı o masum gözlerini ve sorgulamalı orada kainatı ve kendini, sorgulamalı ki öğrensin orada mavi gökyünden Rabbinin azametini, ya da bir deniz kenarında kumlara basmalı, hissetmeli o sıcaklığı, denizin rüzgarı esmeli yüzüne, yaşamalı öğrenci her anını, öğrenmeli Rabbini o anda bir yengeçten ya da bir istiridyeden, Koskoca umman denizinden tanımalı Rabbinin sonsuz merhametini. Başbaşa bırakmalı o anlarda öğrenciyi ki tanımalı orada kendini, Öğrenciye kendini tanıyacak zaman vermeli ki kendi benliğinden zerresinden, Rabbine uzansın sonsuz kainatı keşfi. Ötekileştirmeden insanlığı öğretmeli o temiz yüreklere bir hastahane bahçesinde ya da bir yetimhanede. İnsanlığı öğrenmeli burada, görmeli hayatta şükretmesi gereken Allah’ın kendisine verdiği nimetleri. Milli şuurunun yazıldığı destansı yerleri de görmeli her öğrenci, sahip çıkmalı ecdadına, bu dava uğruna onların mücadelesini tanıyarak öğrenmeli İslam kimliğini.

 

Şimdi soruyorsunuz eminim? Bunları uygulayan var mı böyle bir din eğitim? Hemen cevaplayayım öyleyse….. Bize her haliyle her davranışıyla örnek olan Kainatın Efendisi Hz Muhammed’in uyguladığı eğitim modeli SUFFA. Her öğrencinin yeteneğini keşfederek, onları her sahada yetiştirmek aynı zamanda da kendi alanlarında uzmanlaştırmak. Bir daha ki ay konumuza da ip ucu vermiş olalım böylece. SUFFA modelini bir derinleştirelim hep birlikte.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Fatma Demirci dedi ki:

    Allah razı olsun hocam yüreğinize sağlık.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.