Reklam
Reklam

Öğretmen X5H6W83 ve 2023 Eğitim Vizyonu

İshak Aşar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 3 makalesi bulunuyor.

Bismillâhirrahmânirrahîm

Rabbim, kelamımı incitmeden söyleyebilmeyi, X5H6W83’e de hakkıyla öğretmenlik yapabilmeyi nasip eyle…

Bu saçma sapan yazıda yer verilen tüm rakam, harf ve karakterler uydurma da olabilir gerçek de olabilir. Okuyucu kimden şüpheleniyorsa, kimin anlatıldığını, kimin tarif edildiğini düşünüyorsa odur.

X5H6W83; baba ocağında evlat, ağabeylerinin yanında kardeş, akrabalarının yanında yerine göre yeğen, yerine göre amca, yerine göre dayı, yerine göre kuzen yerine göre de torundur.

Öğretmeninin yanında öğrenci, sınıf arkadaşlarının yanında dost veya arkadaştır.

X5H6W83; evinde eş, çocuklarının yanında baba, oturduğu binada komşu, hastanede hasta, sokakta sıradan bir vatandaş, devletin gözünde memurdur.

Görev yaptığı kurumda personel, öğretmenler odasında meslektaş, sadece sınıfında, öğrencilerinin karşısında öğretmendir.

Aslında X5H6W83, kendini tüm bu ortamlarda bir öğretmen olarak tanıtmış, öyle görmüş ve öyle görmeye de devam etmektedir.

X5H6W83, öğretmenliği isteyerek tercih etmemiştir.

Zaten ne istiyorsun, neyi hedefliyorsun, hangi bölümde kendini geliştirmek istiyorsun diye sorsalar: “Bilmem, henüz karar vermedim. Şu sınav puanları bir açıklansın da bakarız… Ne gelirse artık!” diyecektir.

Puanların açıklanmasına yakın bakmış internetten. Hangi meslek ne kadar kazanıyor… Gönlü hop ona, hop buna zıplamış.  Sonra çalışma şartları zor gelmiş ona pek çoğunun… Kiminin de bitirmesi zormuş kendince…

Puanlar açıklandığında bir heyecanla almış tercih rehberini eline… “Bir sene daha kim çalışacak sınava… Kim çekecek o stresi… Amaaaaan ne gelirse…” demiş kendi kendine. Sonra gelmez ama, şuraya bir Tıp Fakültesi ekleyeyim… Bir de Hukuk Fakültesi yazayım. Ooo, Bilgisayar Mühendisliği yazmazsam olmaz. Bir tane de onu yazayım.” demek geçse de içinden… “Yok yok! Bunlar bana göre değil! Ben öyle gece gündüz ders çalışmaya, bir şeyler ezberlemeye, sürekli günceli takip etmeye gelemem. Benim gideceğim üniversite öyle böyle derken bitmeli… Zaten üniversitede kalma mı olur ki… Her giren bitirir üniversiteyi demiyorlar mı gidenler…” derken aklına üniversite sonrası gelmiş birden…

“Nasıl bir iş olmalı benim işim?” diye sormuş kendi kendine… Sonra şöyle cevaplamış “Hmmm… Şöyle yarım günlük bir iş olmalı… Tatili çok olmalı… Hesap soranı az olmalı… İşime karışan, görüşen olmamalı…” diye aklından geçirirken, rahmetli babaannesinin ilkokul çağında ders yapmaktan kaytardığında dediği “Evladım, çalış çalış… Hiçbir şey olamazsan öğretmen olursun en azından…” sözü çınlamış kulaklarında ve öğretmenlik bölümlerinin puanlarına bakmak gelmiş aklına…

Bir de bakmış ki ne görsün… Oooo hem puanları düşük, hem de neredeyse Türkiye’nin her şehrinde tercih edebileceği fakülteler var. “Oh! Oh! Oh! Kontenjanları da fazla…” diyerek bir gülümseme belirmiş yüzünde.  “Ne güzel!… Tam da aradığım iş gibi duruyor.” diye de söylenmiş kendi kendine…

Aklına bir soru işareti takılmış yine… “ ???? Acaba yapabilir miyim” diye bir anlık düşünmüş… Ardından “Öğretmen olmakta ne var ki kardeşim, gireceksin sınıfa… Yazacaksın tahtaya iki-üç şey… Yazdıracaksın çocuklara… Bilmediğin, tereddüt ettiğin bir şey olursa şöyle bir göz gezdirirsin kitaba… Çocuk oyuncağı… Hatta ona bile gerek yok… Okut bir-iki çocuğa… Onun üzerine iki de sen konuşursun… Zaten zil çalar çıkarsın… Yaramazlık yapan olursa kaşlarını çatarsın, kızmış gibi yaparsın, hala devam ederlerse bağırırsın, olmadı tek ayak üstünde durma cezası verirsin, yetmezse iki tane yumuşakçasından ufalarsın, herkes mum olur…” diye bir sürü cevap vermiş kendine….

Her ne kadar kendine uygun mesleği bulduğunu düşünse de X5H6W83, tercih listesinin ilk 5 sırasına, kendisine uygun olarak düşündüğü getirisi öğretmenliğe göre daha yüksek olan başka bölümleri yazmış, sonrasını riske atmamış. Farklı farklı branşlarda öğretmenlik bölümlerini doldurmuş listeye…

Yerleştirme sonuçları açıklandığında en son tercihinde yer alan, -adını bile yerleştirme ekranında gördüğünde hatırladığı bir şehrin, yeni açılmış üniversitesine bağlı, binası dershaneden bozma, aynı öğretim görevlisinin beş farklı derse girdiği- bir eğitim fakültesine yerleştiğini görmüş.

Derin bir “Ohhhh!” çekmiş kendi kendine bir yıl daha sınava hazırlanmak zorunda kalmadan yerleştiğini görünce…

Uzatmayalım hikayeyi…

Başlamış üniversiteye… Ne hatırı sayılır kitap almış, okumuş… Ne de not tutmak için defter almış doldurmuş… Gerçekten de düşündüğü gibi öyle-böyle geçirmiş üniversite yıllarını. Sınav öncesi bir heyecanla arkadaşlarından notlar alır ama üşengeçlik ya onlara da çalışmaz, sınavda çalışkan bellediği arkadaşlarının yakınına oturur, çan eğrisi, kılıç doğrusu derken geçecek kadar not alırmış. Verilen ödevleri de bir arkadaşına kimi zaman hatır muhabbetine kimi zaman da üç-beş kuruş vererek yaptırırmış. Derse katılıp, bir şeyler yapmak için uğraşanlara, bir kitap bitince başka bir kitaba başlayanlara, gecesini gündüzüne katarak çalışanlara da “Diplomada not yazmayacak arkadaşlar” diye akıl vermekten geri durmazmış.

Mezun olacağı yıl atanma telaşına kapılarak bir kursa yazılmış. Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda çıkmış soruları ve çözümlerini gösteren bir kitap almış. Aklına estikçe kursa devam etmiş, aklına geldikçe çözümlü sorulara göz gezdirmiş. Şu gün çalışırım, bugün çalışırım derken sınav günü gelmiş çatmış.

Girmiş sınava… Sorulara şöyle bir göz atmış. Kimi bilebileceği kadar basit, kimi mantık yürüterek bulunabilecek kadar kolay gelmiş kendine… Bilemediği, çalışmayı gerektiren sorular da varmış ama “Artık yapılacak bir şey yok! Sallayacağız onları da…” demiş. Bilemediği soruları mantık yürüterek, devam ettiği derslerden kulağına çalınan bilgilerden kalan kırıntılarla çözmeye çalışmış, çözemediklerini de sallamış.

Pek ümidi yokmuş sınav sonuçlarından ama, şansı yaver gitmiş ve hasbelkader yerleşecek kadar puan aldığı yüksek öğretime giriş sınavı gibi atanabilecek kadar puan almış. Fakültenin mezuniyet töreninde gecesini gündüzüne katan, bir şeyler hazırlamak, öğrenmek için çabalayan arkadaşları ile dalga geçmeyi de ihmal etmemiş X5H6W83.

“Ne oldu o kadar çalıştınız da!… Aha siz de mezun oldunuz ben de… Yarın siz de atanacaksınız ben de… Üniversite yıllarınızı boşuna çalışarak heba ettiniz. Azıcık benim gibi gezseydiniz, eğlenseydiniz, sosyalleşseydiniz hiçbir şey kaybetmezdiniz…” Ben demedim mi “Diplomada not yazmayacak!” diyerek onları kızdırmaya çalışmış…

Hakikaten de dediği gibi olmuş. Diplomaya not yazmamışlar. Bu öğrenci, şunları şunları yaptı. Şunları şunları yapmadı veya yapamadı dememişler. Üstüne üstlük “başarı ile tamamlayarak bu diplomayı almaya hak kazanmıştır” diye yazmışlar.

O artık bir öğretmen! Diploması da var! Kim itiraz edebilir ki!

Atama yapacak kişiler de nerden bilsin ki öğrenmeden öğretmeye soyunan, sosyal medyadan duyduğuyla ahkam kesecek olan, araştırmaya, öğrenmeye isteksiz, merak duygusunu yitirdiğinden kendisini hem alanında hem de öğretme sanatında yetkin gören,  üretmek için değil tüketmek için çabalayan, “oku, okut, yazdır” görmüş, öyle de öğretmenlik yapacak bir X5H6W83’ü öğretmen olarak atayacaklarını…

Bilememişler ve atamışlar…

O artık bir öğretmen!

“Bilgi paylaşıldıkça çoğalır!” diyen ama paylaştığı hiçbir şey bulunmayan; üretmediği gibi üretenlerin de moral ve motivasyonlarını kırmayı görev addetmiş bir öğretmen…

Emek etmediği gibi, zor da olsa beğendiği bir çalışma olduğunda “buna bayağı emek edilmiş, zaman harcanmış,” diye düşünmeyen, “Arkadaş! Sen bunları güzel yapmışsın, ellerine sağlık, birazcık da ben destek olayım da birlikte daha güzel şeyler meydana getirelim, herkes istifade etsin!” diyemeyen bir öğretmen…

Kaliteyi bedavaya arayan, bulduğunda da burun kıvıran bir öğretmen…

Teşekkür etmenin güzelliğinden bahsedip teşekkür etmeyi sevmeyen, sevmediği gibi cebinden çıkan bir şeymiş gibi cimrilik ederek kullanan bir öğretmen…

Kendisine “Gel şunu da biz yapalım!” dendiğinde, “Yaaa boşversene sen! Sana mı kaldı… Gir sınıfına, anlat dersini, çık sınıfından” diye akıl veren bir öğretmen…

“Bu öğrencilerle ne yapabiliriz?” dendiğinde “Hiçbir şey yapamazsın! Bunlar şöyle, bunlar böyle…” diye yarım saat nutuk çeken bir öğretmen…

“Şurada şöyle bir kurs var katılır mısın?” dendiğinde, “Ne yapacam katılacam da maaşıma zam mı yapacaklar!” diye tersleyen bir öğretmen…

“Milli Eğitim Müdürlüğü şöyle bir seminer, atölye, konferans düzenliyormuş. Üstelik ücretsizmiş…” dendiğinde, “Yahu hocam, bırak bunları… Hep aynı teraneleri söylüyorlar… Benim daha önemli işlerim var… Hem eve gidip yatmak varken niye gideyim ki!” diye boş veren bir öğretmen…

Okul idaresi “derdini anlatan bir dilekçe yaz, getir” dediğinde, “Bir örnek var mı?” diye soran bir öğretmen…

İdarecisinin kendisinden istediğini emek edip hazırlamak yerine, internetten indiren, indirdiği gibi de idarecisine imzalatmaya getiren bir öğretmen…

Öğrencisinin derdini dinlemek, onu tanımaya çalışmak, onunla gönül bağı kurmak, ona rehberlik etmek, onun başını okşamak şöyle dursun; öğrencisiyle cedelleşen, onu rakibi hatta neredeyse kendi kusurunu arayan düşmanı gibi gören bir öğretmen…

Her halinden şikayetçi, hiçbir şekilde memnun edilemeyen, hiçbir şeyi beğenmeyen, her şeyin en iyisini bilen ve yapan, en doğru yaşayan, kendisine benzemeyenlerle alay eden, işini düzgün yapmaya çalışanları, elinden gelen katkıyı bulunduğu her ortamda sunmaya çalışanları amirlerine yalakalıkla suçlayan, ön yargıları karakteri olmuş bir öğretmen…

Her konuda söz söyleyecek kadar bilgisi olan, kendisinden başka herkesi eleştiren bir öğretmen…

Ve X5H6W83 isimli öğretmenle ulaşılacak olan 2023 vizyonu…???

YAZARIN SON YAZILARI
Bismillah - 27 Ocak 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ