Piramitlerin Yapımındaki Antik Astronomik Sırlar Açığa Çıkarıldı

  • Share on Freelyshout
  • Share on Google
  • Share on Linkedin
  • Share on VKontakte
  • Share on Tumblr
  • Share on Pinterest
  • Share on Whatsapp
Piramitlerin Yapımındaki Antik Astronomik Sırlar Açığa Çıkarıldı

Gökyüzü fenomenleri tarih öncesi mağara resimlerinde yer almaktadır. Giza’nın Büyük Piramitleri ve Stonehenge gibi anıtlar, kardinal noktalara ya da ay, güneş ya da yıldızların yükselip ufukta yer aldığı konumlara hassas bir şekilde hizalanmış gibi görünüyor.

Bugün, eski insanların bu tür yapıları nasıl inşa edip yönlendirebileceğini hayal etmeye çalışıyoruz. Bu birçok varsayımlara yol açmıştır.

Bazıları tarih öncesi insanların bunu yapmak için bazı matematiksel bilgilere ve bilimlere sahip olmaları gerektiğini düşünürken diğerleri uzaylı ziyaretçilerin onlara nasıl yapılacağını gösterdiklerini söyleyecek kadar ileri gittiler.

Ama aslında geçmişte insanların gökyüzünü nasıl anladığını ve nasıl bir kozmoloji geliştirdiğini gerçekten biliyor muyuz? 1970’lerde geliştirilen “arkeoastronizm” veya “kültürel astronomi” olarak adlandırılan bilimsel bir disiplin bu konuda öngörü sağlamaya başladı.

Bu konu astronomi, arkeoloji, antropoloji ve etno-astronomi gibi çeşitli uzmanlık alanlarını bir araya getiriyor.

Basit Yöntemler

Mısır piramitleri, en etkileyici antik anıtlardan bazılarıdır ve bazıları çok hassastır. Mısır bilimci Flinder Petrie, 19. yüzyılda Giza piramidlerinin ilk yüksek hassasiyetli araştırmasını gerçekleştirdi.

Piramitlerin üslerinin dört kenarından her birinin, bir derecenin dörtte biri kadar bir kardinal yöne doğru olduğunu buldu.

Fakat Mısırlılar bunu nasıl biliyordu? Kısa bir süre önce Giza piramitlerini inceleyen bir mühendis olan Glen Dash bir teori önerdi.

“Hindistan çemberi”nin antik yöntemini, bir doğu-batı doğrultusu oluşturmak için gerekli olan bir gölge döküm çubuğu ve dizgisini kullandı. Bu yöntemin, salt sadeliğine dayanarak piramitler için nasıl kullanılabileceğini özetledi.

Peki durum böyle olabilir mi? Bu imkansız değil, ama şu andaki dünya görüşlerini, yöntemlerini ve fikirlerini geçmişe yansıtan popüler bir tuzağa düşme tehlikesi içerisindeyiz.

Mitolojinin ve o zamanda bilinen ve kullanılan yöntemlerin öngörüsünün, daha güvenilir bir cevap vermesi muhtemeldir.

Bu, bilim insanlarının geçmişe uygulanmış bilimsel bir yaklaşım hakkında vardığı sonuçlara ilk kez atlamamasıdır. Stonehenge’te de benzer bir şey oldu.

1964’te, astronom Gerald Hawkins, gizemli anıtın tutulmaları tahmin etmek için yapıldığını ispat için çukur delikleri ve işaretleyicileri kullanarak karmaşık bir yöntem geliştirdi. Bununla birlikte, bu, Stonehenge’in niçin kullanıldığını açıklamaz.

Tam Yol Devam

Geçmişi anlamaya başlamak için, bir fikri desteklemek için diğer disiplinlerden çeşitli yaklaşımları dahil etmeliyiz. Ayrıca, bir anıtın nasıl hizalanmış veya kullanılmış olabileceğine asla tek bir açıklama ya da cevap olmayacağını da anlamalıyız.

Peki, kültürel astronomi piramitlerin uyumunu nasıl açıklayabilir? 2001’de yapılan bir çalışma, Megrez ve Phad adlı iki yıldızın Ursa Major olarak bilinen yıldız takımyıldızının anahtarı olabileceğini öne sürdü.

Bu yıldızlar bütün gece boyunca görülebilir. Bir gece boyunca gökyüzündeki en düşük konumu, yıldızların hizalanmasını izlemek için tahta bir sapa tutturulmuş bir düşey çizgisi olan bir çubukla eski bir zaman işleyiş aracı olan merkhet kullanılarak kuzey işaretlenebilir.

Bu görüşün yararı, Edfu’daki Horus tapınağındaki yazıtlardan alınan yıldız mitolojisine bağlanmasıdır. Bunlar, merkhet’in bir ölçme aracı olarak kullanılması üzerine yoğunlaşıyor – diğer Mısır sitelerinin yönelimini de açıklayabilecek bir teknik.

Yazıt, Büyük Ayı yıldız takımyıldızını ve gökyüzündeki muhtemel pozisyonunu temsil eden “Boğa’nın Önayağı” hiyeroflifini içermektedir.

Benzer şekilde Stonehenge için de daha iyi fikirler sunulmuştur. Bir çalışmada, anıtın yakınındaki ağaçların tuhaf çevrelerini tespit edilmişti ve Stonehenge’deki kayaların ölüleri temsil ettiği halde yaşayanları temsil edebileceğini ileri sürülmüştü.

Benzer uygulamalar Madagaskar’da bulunan anıtlarda da görülmekte olup, tarih öncesi insanın yaşamı ve ölüleri düşünmesinin ortak bir yolu olabileceğini düşündürmektedir.

Ayrıca Stonehenge’i daha geniş bir bakış açısına kavuşturmanın heyecan verici yeni bir yolunu sunuyor. Diğerleri, Stonehenge’i ve özellikle de ağaçlıklı yolu ufukta ayın manzarasıyla yeraltı dünyasına ritüel geçşi işaret edici olarak yorumlamışlardır.

Kültürel astronomi aynı zamanda 6.000 yıllık pasaj mezarlarına ışık tutmuştur – Portekiz’de birbirine bağlı taşlardan bir oda ve uzun dar bir girişten oluşan bir tür mezar.

Arkeolog Fabio Silva, mezarların içinden gelen görüntülerin, Aldebaran’ın bir dağın üzerinde yükseldiği ufku çizdiğini gösterdi. Bu, yıldızın içten ya ölü ya da yaşaya için, belki de bir inisiyasyon ritüeli olarak görülebilmesi üzere yapıldığı anlamına gelebilir.

Ancak Silva, daha geniş destekleyici kanıtlar da sundu. Çerçeveli dağ silsilesi, mezarların inşaatçılarının yaz aylarında hayvanlarıyla birlikte göç edebilecekleri yerdir. Aldebaran’ın yıldızı, bu göçün başlangıcında – sarmal bir yükseliş olarak bilinir – ilk kez burada yükseliyor.

İlginçtir ki, antik folklor aynı zamanda bu bölgede bir çobandan da bahseder ki, o kadar parlak bir yıldız görmüş ki, dağ aralığını aydınlatmış. Oraya vardıktan sonra hem dağ sırasını hem de köpeğini yıldızdan sonra isimlendirmeye karar verdi – her iki isim de bugün hala var.

Silva ile birlikte yürüttüğüm şu anki çalışma, uzun, dar giriş yollarının mezarlara kadar nasıl göründüğünün, manzarayı bir diyafram açıklığıyla sınırlandırarak yıldızın görünürlüğünü nasıl artırabileceğini de gösterdi.

Ancak tarihöncesi insanların bilim derecesi yüksek olan analitik astronomlar olduğunu varsaymak kolay olsa da, bunun modern astronomi görüşlerini yansıttığını hatırlamak önemlidir.

Kültürel astronomi bulguları, geçmişin insanlarının gerçekten de gökyüzü gözlemcileri olduğunu ve gördüklerini hayatlarının pek çok yönüne dahil ettiklerini göstermektedir.

Antik yapıların anlamını ve kökenini çevreleyen çok sayıda gizem olsa da, deneyimler ve anlamlandırmalar dahil olmak üzere mümkün olduğunca çok alan üzerinde görüş sunan bir yaklaşım, bir zamanlar onların niçin kullanıldığını öğrenmek için en iyi şansımızdır.

Daniel Brown, Astronomi Öğretim Görevlisi, Nottingham Trent Üniversitesi.

Bu makalenin aslı The Conversation’da yayınlandı.

Kaynak: https://www.sciencealert.com/how-much-did-ancient-people-who-built-the-pyramids-stonehenge-know-about-astronomy

Çeviren: Bünyamin Tan

Alıntı: http://www.bizsiziz.com/bilim-insanlari-bir-zamanlar-piramitlerin-insasina-yardim-eden-antik-astronomi-sirlarini-aciga-cikardilar/

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ